Sincan Ekspress Haber Sayfası

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ Mİ YAKAR?

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ Mİ YAKAR?
ASUMAN KAHRAMAN( asumankahraman@sincanekspress.com )
Asuman Kahraman 1999 yılında Ankara'da doğmuştur. Kırıkkale Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü 4.sınıf öğrencisidir.
302 views
16 Mayıs 2021 - 19:50

Uzaktan izlediğimiz hayatlar, bize ne kadar uzaklar? Gözden ırak diye, susar mı gönül acılara? Kendi yaşamımız sadece kendimiz üzerine mi kurulu?

Tüm sustuğumuz cevaplar yanı sıra, yaşam hepimizi farklı acılarla karşı karşıya bıraktığı anda sormaya başlıyoruz, “Neden ben? “.

İçinde kaybolup durduğumuz bu sorular, hayatın gerçeği olmaya başlıyor. Hiç yara almayalım isterken, yaralamadan durabiliyor muyuz mesela? Kendimizi tam da haklı gördüğümüz o anda, haksızlık mı yapıyoruz yoksa? Bugünün kurbanı, yarının zalimi kesilirken, bu hesap kime sorulmalı? Peki ya neden mi hala ben?

Erişilemeyen duygular, benzerini tekrarlar ya da yaşatır. Bu zorlantı mağduriyet tarafın zulmeden tarafına geçmesine sebep olabilir. Yıkıcı duygularla dünyaya gelen insanın bu tarafının ehlileşmesi cesarete dönüşür. Bu yönün ilkel olarak kalması ise şiddet, yıkım, kıyım, savaş örüntülerini doğurur. Zulme uğrayan tarafın yaşadığı travma, yaşam içerisinde farklı rollere bürünür. Mağdur tarafıyla kalarak kendini tekrar edebilir ya da zalim tarafına geçerek kendini kontrol etmeye çalışır. Bireylerin öznel travmaları yanı sıra toplumların ortak geçmişleri bu şekilde yön değiştirir. Dış çevre frenleme yapmazsa insanlar fırsatını bulduğu durumlarda kendi kurbanlarını seçerek zulmetme faaliyetleri gösterirler. Örneğin, 2.dünya savaşında katliama uğrayan yahudi toplumu, bugün bir benzerini yaşatmaktadır. Geçmişin mağduriyeti bugünün zulmü. Tanımadığımız atalarımızdan travmalarımızı alabilir nesilden nesle aktarabiliriz. Bugün seyirci olduğumuz acılar yarın kapımızı çalabilir. Ateş düştüğü yeri yakar sanırken o ateş çağlarca kovalayabilir peşimizi. Korkularımız, kaygılarımız, hastalıklarımız hepsi koca bir mirastır bizlere. Bizim geleceğe neler bırakmak istediğimiz ise merak konusu.

Yüzleşmekten korktuğumuz her soru işreti zihnimizin derinliklerinde bastırılır. Kaçtığımız gerçeklerin peşimizi bırakmaması ve “kader” ağıyla karşımıza çıkması bu paradoksu doğurur. Yani ne kadar hatırlamak, bilmek, duymak, görmek istemesek de farkında olmadığımız bir ortak gerçeğe sahibiz.Jung’un deyimiyle kolektif bilinçdışımız. Hiç görmediğimiz bir böcek türünden korkmamız ya da karanlık çökünce hissettiğimiz tedirginlik aktarılmış öğrenmelerdir. Senin beni, benim diğerini, diğerlerinin ötekilerini meydana getirdiği koca bir biz. Sevinçlerin ve acıların şekil değiştirerek bize ortak olması. İnsanoğlunun geçmiş derinliği…

Vaziyet böyle görünürken insan seçemedikleri karşısında ne yapar? Kişi ve toplumlar kendini koruyabilir güçlenerek, gelişerek, hatalarıyla yüzleşerek. Ancak böyle bir dünya güzelleşebilir. Öğrenerek ve fark ederek. Zulmün kaynağını kuruturken, mağdurun ellerini bırakmayarak.Yaşamın bambaşka yüzlerini gördüğümüz bu dünyada ortak varlığımızı unutmayarak…

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin

        Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.