Sincan Ekspress Haber Sayfası

ESKİDEN VARDI ŞİMDİ YOK..

ESKİDEN VARDI ŞİMDİ YOK..
167 views
12 Mayıs 2020 - 22:44

Sincan’ın önde gelen isimlerinden AHİD Sincan Şube Başkanı Murat ESER’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Sincan’ın eski sosyal yaşantısıyla günümüz yaşantısı arasındaki farkları ortaya koyarak, Sincan tarihi ile ilgili birçok bilgiler verdi.

Ahid  Sincan Şube Başkanı Murat ESER, Sincan’ın  sinemayla 1960’lı yıllarda tanışmasını anlatan ESER, elektriğin jeneratörlerle sağlandığı ve televizyonların olmadığı bu dönemde sinemaların Sincan halkının sosyal yaşamında büyük yer tuttuğunu belirtti.

İLK SİNEMA 1962 YILINDA…

Sincan’a ilk sinemanın 1962 yılında kurulduğunu anlatan ESER, ilk sinemanın   o zaman ki Harman yerine şimdiki Sincan Çarşı Camiinin arkasına  kurulan Bizim Sinema  olduğunu anlattı. Bu sinemanın 1985 yılında kapanan Açık Hava Sinemasının hizmet verdiği günlere kadar sürdüğünü belirtti.

Yazısında 25 yıl boyunca sinemanın Sincan halkıyla bütünleştiğini anlatan Murat ESER, Sincan halkının bu sinemalarda yapılan galalar ve konserlerle Sincan’lıların bir çok ünlüyle kucaklaştığını vurguladı.

1962’DEN İTİBAREN OLAN SİNEMA ŞİMDİ YOK

1962 yılından itibaren Sincan halkının sosyal yaşamın da vazgeçilmezi olan sinemanın  maalesef bu gün Sincan’da olmaması düşündürdü…

AHİD Şube Başkanı Murat ESER’e bu eşşiz paylaşımından dolayı teşekkür ederiz.

İŞTE MURAT ESER’İN PAYLAŞIMI;        

SİNCANDA SİNEMA

Alın teri ve emekle geçen bir iş gününün ardından dönülen sıcak yuvanın ve içilen bir tas çorbanın keyfi, huzuru başka nerede ve nasıl yaşanır acaba? Günün ilk ışıklarıyla başlayan çalışma günü, hayat mücadelesi güneşin batmaya yüz tuttuğu saatlerde yerini tatlı bir huzura bırakırken akıllarda tek bir amaç vardır; bir an önce eve, yuvaya ulaşmak. Bu amaç uğruna aşılır yollar; kalabalık trafikler, sıkış tıkış otobüsler ve trenler hiç umursanmaz. Ailece oturulan sofrada içilen bir tas sıcak çorba, yemek sonrası içilen bir fincan kahve, günün tüm yorgunluğunu alır götürür. Ev ahalisiyle yapılan sıcak sohbet, gün boyu akıldan çıkmayan çocuklarla şakalaşmak, misafirlikler ve sosyal faaliyetler çalışma hayatının tüm zorlularına katlanma gücü verir beklide. Eş ve çocuklarla birlikte, patlamış mısır eşliğinde sinemada izlenen bir filmin verdiği zevk hayatın en güzel tatlarından sayılabilir.                      

   Günümüz ekonomik koşullarında sosyal hayat, sinema ve tiyatrolara gitmek ikinci plana atılsa da, evimize giren televizyonlar ve pek çok televizyon kanalı sebebiyle önemsenmese de sinemada film izlemek, ailemizle, sevdiklerimizle, dostlarımızla bir fincan kahve kıvamında sohbetler paylaşmanın yerini hiçbir televizyon programı tutamaz. İzlenen film bahanedir, yaşanan beraberlik, gezme, sohbet, dostlarla görüşmek ve sosyal paylaşımdır esas amaç.               

     Bizim yaşadığımız şu dönemde ikinci plana attığımız bu sosyal paylaşımlar ve insan ilişkilerinin bir dönem Sincan İstasyonu Yolcularının hayatlarında çok büyük önemi vardı. Televizyonun olmadığı, elektrik enerjinin bile jeneratörlerle sağlandığı yıllarda Sincan Ovasındaki sosyal hayatın en önemli parçasıydı sinemalar. İmkânsızlıklar ve yoksunluklar arasında yaşanan hayatın içerisinde sinemaların hatırı sayılır yeri vardı. Toplumsal paylaşımın zirvelerde olduğu yıllardı ve bizim sinemalarımız vardı; şuan Sincan Ovasında olmayan sinemalarımız…                                                          *******************                 

  5:45 Treni ile Sincan İstasyonunda başlayan gün, güneşin kızıl görüntüsüyle yerini karanlığa bırakırken 17:10 da hareket eden akşam treninin 18:30 dönüşüyle sona erer. İşe gidilmiş, çalışılmış, yevmiyiler hak edilmiş ve Sincan Ovasına dönülmüştür. Biten çalışma gününün ardından başlayan sosyal hayat gecenin geç saatlerine kadar devam edecektir. Ya Misafirliğe gidilecek, ya kıraathanelerde sohbet edilecek, ya da sinemaya yeni gelen filmleri izlemeye gidilecektir; ailece.       

Sincan Ovasının sinemalarla tanışması 1960’lı yıllardır. 1962 yılında Harman yerinde (  Sincan Çarşı Camiinin arkası ) kurulan Bizim Sinema ile başlar macera ve 1985 yılında kapanan Açık Hava Sinemasının hizmet verdiği günlere kadar sürer.             

   1962-1968 yılları arasında Harman Yerinde bulunan Bizim Sinema ile başladı Sincan Halkının sinema tutkusu. 1968-1977 yılları arasında Çayırlıkta ( şuan Lale Meydanının olduğu bölüm ) bulunan Açık hava sineması ile devam etti. 1968-1980 yılları arasında Ahmet Andiçen Camiinin karşısında bulunan Kapalı Sinema ve 1980-1985 yılları arasından Lale yolu üzerinde bulunan Açık Hava Sineması ile bu kültür televizyonla yarıştı belki de.            

      25 yıl boyunca haftada birkaç kez gidilen sinemalarda gösterilen filmler halkın beğenisi kazanmış ve dış dünyaya açılan kapıları olmuştu. Aile, komşu ve dostlarla gidilen matineler, Çarşamba günleri düzenlenen Hanımlar Matinesi ahalinin vazgeçilmez eğlenceleri durumundaydı. 50 kuruştan başlayan bilet fiyatları o dönemin ekonomik durumuna göre oldukça uygun olduğu içindir ki; sinemaya gitmek bir lüks değil günlük hayatın bir parçası olmuştu. Dönemin tabiri Kesesine göre herkese bir yer vardı sinemalarda. Filmi balkondan izlemek isteyenlerin ödediği bilet ücreti 75 kuruş, Locaların ücreti ise 1 liraydı. Okul sonrası harçlığını çıkarmak amacıyla eğlencelik yemişler satan çocuklardan yapılan alışverişlerde hesaba katılırsa, bu eğlencenin maliyeti kişi başı 150 kuruşu geçmezdi. Kabak çekirdeği, beyaz leblebi ve gazoz; film izlemeyi keyifli hale getiren çerezlerdi.        

        Avare, Ayşecik Şeytan Çekici, Hanımefendinin Şoförü ve Yeşil Köşkün Lambası gibi dönemin popüler filmlerini izleyen seyirciler, yapılan Galalarla beyaz perdede izledikleri aktörleri görme fırsatı bulurlardı. Film Antraktlarında ( ara ) sahneye çıkan oyuncular sevgi gösterileriyle karşılanır, kendilerini tanıtır, ahaliyle sohbet ederlerdi. İyi karakterlerin ayakta alkışlandığı, kötü karakterlerin şaka yollu yuhalandığı bu gala gösterimleri adeta bir festival havasında yaşanırdı. Türk sinemasının Tonton amcası Necdet Tosun, kötü karakterlerin vazgeçilmez oyuncusu Ahmet Tarık Tekçe, Hayri Caner, Suphi Kaner ve yine sinemamızın unutulmaz oyuncusu Muhterem Nur, Sincan İstasyonuna gelmişler ve Galalarda izleyicileriyle kucaklaşmışlardı.              

    Sinema binaları sadece film gösterimleri için değil, yılın belli dönemlerinde toplu sünnet şölenleri ve konserler için de kullanılırdı. Belediye ve şehrin ileri gelenleri tarafından düzenlenen bu şölenlerde dar gelirli ailelerin çocuklarının sünnetleri yapılır, konserli eğlenceler sayesinde hem sünnet olan çocuklar hem de aileleri ile birlikte Sincan halkı da eğlenirdi. Dönemin ünlü radyo ve ses sanatçılarının verdiği konserler yapılan eğlencelere ayrı bir renk katardı. Saniye Can, Zekeriya Bozdağ, Ahmet Gazi Ayhan, Yıldız Ayhan, Hacer Buluş ve Neşet Ertaş o yıllarda Sincan İstasyonuna yolu düşen ve konserler veren sanatçılardı.              

    Sincan Ovasına gelen Tiyatro kumpanyaları dışarıda İp Cambazları, Tahta Bacaklı cambazlar ve Palyaçolarla gösteriler yaparken, salonlarda oynadıkları Tiyatro oyunlarıyla bu küçük kasabanın kültürel hayatına renk katarlardı. Ve tabi ki bu sinema salonlarının işletmecisi Merhum Kemal Eryarar’ı da unutmamak lazım. O dönemlerde tanınan ismiyle Sinemacı Kemal’in Sincan Ovasına yaptığı hizmeti saygı ile anmamak mümkün değildir.               

    Sincan İstasyonu Yolcuları sadece sinema izleyicisi olmakla kalmamış, sinemanın yapım ve çekim aşamasında da görev almışlardı. 1967 yılında Saraycık bölgesinde çekimleri gerçekleşen ‘’ Hafif Süvarinin Hücumu’’ adlı filminde hem dekor yapımında çalışmışlar, hem de figürasyon çalışmalarıyla film karelerinde yer bulmuşlardı. Dünyaca ünlü İngiliz yönetmen Tony Richardson tarafından çekilen filmin büyük bölümü için seçilen plato Saraycık ve Peçenek köyleri arasındaki bölgeydi. Başrollerini ünlü İngiliz oyuncular Trevor Hovard, Vanessa Redgrev ve John Gielgud’ın paylaştığı filmin hareketli savaş sahnelerinde Cumhurbaşkanlığına bağlı Muhafız Alayı Süvari Bölüğü askerleri ile birlikte Sincanlı gençlerde oynamış, tahtadan yapılan asker maketlerinin yapımında, film seti hazırlıklarında Sincanlı marangozlar ve ustalar görev almıştı.                                                                                                         *********************                                           

    Konserleri, kumpanyaları, siyah beyaz filmleriyle bir devir kapanırken Sincan Ovasında, Alışveriş merkezlerinde açılan dev Sinema kompleksleriyle yeni bir dönem başladı. Yeni nesle pek çok imkânı bir arada sunan teknoloji bilgi çağını başlatırken, belki de sosyal paylaşım, kültür ve sanat çağlarını da kendine uydurmayı başardı. Gazoz ve leblebinin damağımızda bıraktığı tadın yerini alan patlamış mısır ve cipsler, Açık Hava Sinemalarında film izleme keyfinin yerini alan dev sinemalar ve ev sinema sistemleri hayatımıza kattığı renkten mutlu olsak bile, kimilerinin hayatından çok şeyleri götürdüğünü de unutmamak gerekir. Bunların ne olduğunu merak edenler varsa içimizde Kemalin Sinemalarında leblebi ve gazoz eşliğinde film izleme keyfini yaşayan Sincan İstasyonu Yolcusu büyüklerine sormaları yeterlidir sanırım. Onların gözlerinde okunan heyecan ve hüzün emin olun bu yazıda anlatılan anılardan daha gerçekçi ve etkileyicidir. Sevgiyle…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.