Sincan Ekspress Haber Sayfası

TARİHİMİZDEKİ GARİP OLAYLAR

Tarihimizde yaşanan garip olaylar köşemizde..
Keyifli okumalar..

TARİHİMİZDEKİ GARİP OLAYLAR
ECEM KAYA( ecemkaya@sincanekspress.com )
1997 yılında Ankara'da doğdum. İlkokulu Burak Reis İ.Ö.O. ortaokulu İl Genel Meclisi İ.Ö.O. okudum. Eğitim hayatıma Nefise Andiçen Lisesi'nde devam ettim. Daha sonra B.Yıldırım Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih bölümünden mezun oldum. Üniversitemizin Tarih Kulübünde 3 yıl başkanlık yaptım. 10 yıl LÖSEV'de 2 yıl TEMA'da sosyal sorumluluk projelerinde asli başkan olarak gönüllü şekilde görev aldım. Kişisel Gelişim, beden dili kullanımı, etkili konuşma üzerine eğitimler aldım. Yaptığım akademik çalışmalar Sincanekspress'te sizlerle olacaktır.
219 views
22 Mayıs 2021 - 22:35

Sayın okurlarım bu hafta tarih köşemizde Tarihte Yaşanan garip olaylar konumuz olacaktır.

İyi okumalar..

HALLEY KUYRUKLUYILDIZI VE FATİH SULTAN MEHMET

Fatih Sultan Mehmet tahta çıktığı zaman bir kuyrukluyıldız görülmüştü ve Papa o zaman yıldızı “Türk ve Müslüman dostu zındık yıldız” olarak aforoz etmişti. Sonradan, bu kuyrukluyıldızın Halley kuyrukluyıldızı olduğu öğrenildi. Balkan Harbi’nde (1912) Bulgarlar Çatalca’ya kadar ilerlerken Halley kuyrukluyıldızı yine görülmüştü. O zaman kilise adamları: “Türklerin uğur yıldızı göründü, Bulgarlar yine mağlup olacaklar!” demişti ve gerçekten de öyle oldu. Çatalca Muharebesi’ni kazandık, Balkanlı müttefikler arasına nifak girdi ve Edirne’yi Bulgarlar’ dan geri aldık.

FATİH’İN MUTFAĞI 1473

Fatih Sultan Mehmet sarayının bir mutfak defteri vardır. İstanbul fatihinin her gün ne yediğini, sarayında en çok pişen yemeklerin neler olduğunu, bir günlük ve bir aylık mutfak masrafının neye çıktığını gösteren bu defter tarih ve toplumbilim bakımından çok değerli bir belgedir. Reşat Ekrem Koçu bu defterden bazı ilginç notlar aktarır. 1473’te İstanbul’da erzak piyasası şudur: • Sadeyağın okkası 8, zeytinyağının 6, armudun 5, üzümün 2, tuzun 2 akçe… 200 yumurta 23, 1000 limon 70 akçe… Bulgurun kilesi 16, kestanenin kilesi 20 akçe… (Bir kile 8 okkadır) • Defter o zamanın Türkçesi bakımından da pek ilginçtir. Örneğin balığa, ‘mâhî’; kaza, ‘gerdendiraz’ (uzun boyunlu); tavuğa ‘mâkiyan’ deniliyordu. Soğanın adı ‘piyaz’, lahananın adı ‘kalem’, cevizin adı ‘kirdigân’, karpuzun adı ‘kürbeze’, karabiberin adı ‘fülfül’ idi. • Bu mevsim ve bu ayda sarayda hemen her gün pişen yemek, saray halkının yediği lahana çorbası idi. Fatih Sultan Mehmet de her gün balık, istiridye, karides ve ıstakoz yemişti.

OSMANLI’DA “DELİLER” BÖLÜĞÜ

15. yüzyılın başından itibaren Osmanlı ordusunda Balkan kökenli “deliler” diye bir bölük oluşturulmuştu. Gözü pek, hiçbir şeyden yılmayan ve akıllarına ne eserse yapan bu askerlere “deliler” denmesinin bir nedeni cesaretleri, bir nedeni de garip giyimleriydi. Başlarına pars veya benekli sırtlan postundan yapılma başlıklar takar, ayı, pars, aslan veya sırtlan postundan yapılmış şalvarlar giyerlerdi. Giysilerinde kullandıkları tüm postlar kılları dışarıya dönük giyildiği için, delileri ilk görüşte gerçek hayvanlardan ayırmak da kolay değildi. Delilerden başarılı olanları ‘ağa’ olur, ağaların en başarılısı da ‘delibaşı’ sıfatı kazanırdı. Törenlerde koruma olarak sadrazamın önünden yürüyen deliler halk tarafından da cesaretleri nedeniyle büyük saygı ve takdir görürlerdi. Bazı Osmanlı padişahlarının, özellikle de III. Selim’in kılık değiştirip halk arasında gezeceği zaman sık sık ‘deli’ kıyafeti giydiği söylenmektedir.

AYI POSTU GİYEN ASKERLER

 Fatih, Tuna üzerindeki kalelerden birini kuşatmıştı. Kale yedi ay toplarla dövüldü. Ordu yürüyüşe geçip yaklaşırken, kaleden bir kaç ayının çıktığını gören Fatih: “Buradan hırs(ayı) geliyor’’ dedi. Gelen ayılar askerleri görüp geri dönmüş, kalenin mağaralarına girmişlerdi. Bir kaç yürekli asker bu ayıların peşinden mağaraya daldı. Meğer bunlar sırtlarına ayı postu geçirmiş düşman askeri imişler. Mağaraların içi kaleye geçit veriyordu. Osmanlı askerleri bu geçitleri aşıp kaleyi fethettiler. Kale çevresinin adı “Hırsova’’ kaldı.

ANNEN NE GİYİNSİN SÜLEYMAN?

Yavuz Sultan Selim devlet harcamalarında olduğu gibi kişisel harcamalarında da sadeliği ön planda tutardı. Lüks ve israfa kaçan süslü elbiseleri giymeyi sevmezdi. Süslü elbiselerin kadınlara yakıştığını düşünür ve erkeklerin böyle giyinmelerini de doğru bulmazdı. Günün birinde oğlu Şehzade Süleyman pek süslü ve parlak elbiseler giyinmiş ve pahalı mücevherleri takınmış olduğu halde huzuruna çıktı. Oğlunun bu süslü giyimini gören padişah, şöyle dedi: “Sen böyle giyinirsen annen ne giyinsin Süleyman? Annene takacak ziynet bırakmamışsın.”

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

ECEM KAYA

Kaynakça

Sabri Kaliç, Tarihimizdeki Garip Olaylar, Maya Kitap: 44, İnceleme: 10 1. Baskı, İstanbul Mayıs 2012 s. 4-11.

Sobe KokoreçFree Shoutcast HostingRadio Stream Hosting
SON EKLENEN FİRMALAR
Sobe KokoreçFree Shoutcast HostingRadio Stream Hosting
Sobe Kokoreç

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.